Ekşi Şeyler -

4 gün önce

Green Card Aldıktan Sonra ABD'de Hangi Şehre Yerleşmek Gerekir?

Green card aldıktan sonra "Amerika'da nerede yaşanır" diyenler, en güvenli eyaletleri soruşturanlar, hazırlıklara başlayanlar ya da şimdilik sadece hayal kuranlar, şöyle buyrun.

Genel olarak belirleyici hususlar

1. son kasım seçimlerinde demokrat adayların aldığı oy oranları green card sonrası yerleşilecek şehirlerde belirleyici olur. topluma uyum sağlamak, ayrımcılık görmemek istiyorsanız demokratların kalesi olan yerlere yerleşin. bu konu en büyük kriteriniz olsun. demokratların oy oranlarına göre bir bölgenin kozmopolit olup olmadığını anlayabilirsiniz. silme demokratlara oy veren bir şehirde halkın büyük kısmı birinci veya ikinci nesil göçmen olacağı için kimse size yabancı gözüyle bakmaz.

2. iş imkanları. özellikle, iki sahile yayılmış büyük şehirler bu konuda ideal. tabi mesleğiniz belli bölgelerde yoğunlaşmışsa sizin de o bölgelere taşınmanız iş bulma ihtimalinizi arttıracaktır.

3. şehrin ortalama gelir ve pahalılık sıralamasındaki yeri. örneğin san francisco ortalama gelir ve iş imkanları açısından en önde gelen şehirlerden, ancak çok iyi bir işe sahip olsanız bile hayat pahalılığı yüzünden ev sahibi olmak, para biriktirmek oldukça zor.

4. çocuğunuz varsa, taşındığınız bölgenin devlet okullarının kalitesi. buna dikkat etmezseniz, sırf çocuğunuza iyi bir eğitim sağlayabilmek için varınızı yoğunuzu özel okullara harcamanız gerekebilir. örneğin, silicon valley’de birbirinden bir caddeyle ayrılan cupertino ve sunnyvale şehirleri arasında emlak fiyatları %50 oynayabiliyor. caddenin sunnyvale tarafında 900 bin dolara bahçeli ev bulunabilirken aynı caddenin cupertino yakasında benzer bir eve 1.4 milyon istiyorlar. nedeni de, cupertino abd’nin en iyi school district’lerinden biriyken sunnyvale’in ortalamada kalması.

5. herkesi ilgilendiren bir durum değil, ancak eğer ailenizde engelli bir kişi varsa eyalet ve şehirlerin sundukları imkanlar. bu konuda önümde iki örnek var. biri san francisco’da yaşarken, çocuklarına otizm teşhisi konulunca emlak fiyatları çok daha düşük olduğu için eşlerden birinin memleketi olan tennessee’ye taşınmış olan bir çift. planları eşlerden biri çalışırken diğerinin evde oturup çocukla ilgilenmesiydi. ancak taşındıktan sonra fark ettiler ki çocuğun alması gereken terapilerin ve diğer yardımların masrafı kendilerine ödettirilecek. bu da ikinci eşin de çalışmasını zorunlu kılıyor. halbuki, san francisco’da kalmış olsalar, şehir bu hizmetlerin büyük kısmını ücretsiz olarak sağlıyor olacaktı. şimdi bin pişman durumda nasıl geri dönebiliriz derdindeler. ikinci örnek ise eski bir iş arkadaşım. ingiliz olan bu şahsın konuşma yetisi olmayan otistik oğlu ingiltere’deki eğitim sisteminde üniversite okuma şansı bulamayacaktı. bunun farkına vardıklarında, eğitim sistemi zihinsel veya fiziksel farklılıkları olan öğrencilere başka yerde sunulmayan imkanları sunan california’ya taşındılar. bu sene çocuk liseyi bitiriyor, ve san francisco bay area’nın sağladığı imkanlar sayesinde seneye üniversite okumaya başlayacak.

Denver

insanları şaşırtıcı derecede yardımsever ve sıcakkanlıdır. şehri çevreleyen yüksek dağlarla (bkz: rocky mountains) övünürler. denver'lılar pek dışarıda dolaşmazlar. burada gezilebilecek neresi var diye sorarsanız size ilk olarak şehir merkezinde 16. street mall diye bir cadde adı verirler, gidip gördüğünüzde etraftaki insan sayısının bir elin parmağını geçmediğini fark edersiniz. amerika'nın en büyük su parkının water world adıyla burada olduğu iddia edilir. yazın sıcaklık 25-30 derece arasındadır, neredeyse her akşamüstü yağmur yağar. çok huzurlu, güvenli, trafik gürültüsünün, su sıkıntısının olmadığı yemyeşil bir şehirdir, gezilesi değil ama yaşanılasıdır.

Houston

green card çıkmadan e2 vizesi ile yerleştim. amerika'nın birçok eyaletini ve şehrini (maryland, delaware, virginia, new jersey, new york, san diego, san fransisco, l.a, indiana, arkansas, florida ve aklıma gelmeyen başkaca yerler) gören birisi olarak houston'ı önermemin yegane sebebi, amerika'da başlangıç yapabilmenin diğerlerinden daha kolay olmasıdır.
çok ırklı nüfus aralarına kolayca karışabilmenize olanak verir, birçok iş kolunun burada olması kolaylıkla iş bulabilmenize olanak sağlar, ev kiraları diğer yerlerle kıyaslandığında müthiş avantajlıdır. yeni amerika'ya gelen birisi için en önemli şeylerde bunlar değil midir zaten?

- kolay iş bulabilme,

- ırkçılıkla karşılaşma riskinin minimal seviyede olması (dünyanın hiçbir yerinde olmadığına inanmıyorum),

- ev kiralama fiyatlarının çok uygun oluşu .

ayrıca değinmeden edemeyeceğim bir şey daha var ki o da halkıdır. inanılmaz derecede sıcakkanlıdırlar, konuşmayı çok severler, yardım etmeye bayılırlar (dükkanımı yeni açtığımda kimseyi tanımazken her biri arkadaşlarını kolundan tutup dükkanıma getiriyordu, abartmıyorum 2. yılımı doldurmadan dükkanıma mtv bile gelip çekim yaptı ve birçok dergi ve radyo programlarına katıldım bu sayede. çok göze hitap eden bir şehir değildir ama ben sevdim be kardeşim...

Boulder

amerika'nın kurtarılmış bölgesi tipi bir şehir. insanlarının kafası her daim güzel (havada ot kokusu vardı çok net), herkes süper samimi ve misafirperver, university of colorado kampüsü zaten rüya gibi, downtown dedikleri yer kasaba havasında, sokaklarına amerika'nın şirketleşmiş yüzü hiç bulaşmamış. bir de microbrewery alanında aşmış bitirmişler, sadece 48 saat kaldım ama gittiğim tek barda en az 15 değişik bira denedim (yaşasın free sample'lar).

özetle, amerika'nın gördüğüm en yaşanılası yeri. boulder'da iş bulsam hayattan başka şey istemem o kadar da ciddiyim.

Nashville

çevre düzenlemesiyle beni kendisine hayran bırakmış şehir. ayrıca kampüsü türkiye'deki üniversitelerin birçoğu ile kıyaslanamayacak kadar güzel olan belmont üniversitesi'ne de ev sahipliği yapmaktadır. yolunuz düşerse broadway'deki mekanlara mutlaka gidin. country müziğe doyacaksınız. şehirde genellikle zengin hristiyanlar bulunuyor. zencilere çok fazla rastlamıyorsunuz ve rastladıklarınızda genellikle sizden sigara istiyorlar. çevre düzenlemesi mükemmel. insan buradan ayrılmak istemiyor. kurallara oldukça fazla bağlılar. özellikle trafik kurallarına. opry mills outlet'e de bir uğramanızı tavsiye ederim.

türkiye'de de bulunan birçok markanın ürünleri, türkiye'ye nazaran çok daha uygun fiyatlarla satılıyor. taksicilere, özellikle somalili olanlara dikkat edin, kazıklamak için ellerinden geleni yapıyorlar. bunun dışında nashville'in insanıyla sorun yaşamanız zordur. hepsi çok güler yüzlü ve yardım severler. sanırım bu biraz da müziğin getirdiği bir şey. buraya uğramadan önce şehir hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız geldiğinizde sizi fazlasıyla tatmin edecektir. aslında tam da yaşanacak şehir dedirtiyor insana. çevre şehirlere de uğramayı ihmal etmeyin chattanooga'ya mesela.

Seattle

seattle'ın bende uyandırdığı en esaslı duygu, hareketin her şeye gebe olduğu duygusu. fazlasıyla yerime sabitlendiğimde, bir şeyin üstünde fazlaca durduğumda şehrin nezihliği ve düzeni boğucu gibi görünürken, harekete geçtiğimde, yürüdüğümde, dolaştığımda yollarla birlikte sanki içimde bir şeyler açılıyormuş gibi geliyor. sanırım her yere yayılmış parklarının, korularının da etkisiyle içimi bir genişleme, rahatlama, dünyaya yayılma arzusu kaplıyor. tek başınayken içeride hissedilen, kalabalıkken (yani iki kişiyken) aramıza sızıyor. bazen huzurlu bir sessizlik olarak bazen de henüz sezilmemiş bir halin birdenbire sezildiği ve dile geldiği sözler olarak. bu bakımdan benim tecrübe ettiğim seattle, başından beri, beni buyur eden, beni böyle kabul edersen sana burada yer var diyen bir seattle. ancak bir yandan da tutkulu bir aşktan çok karşılıklı saygıya dayalı br evlilik gibi; evliliğin taraflarının kimler olacağı konusunda liberal ama tutkuları hayretini kaybetmiş...

Türkiye’nin en sevilen haber uygulaması Bundle’ı indirin, hiçbir gelişmeyi kaçırmayın!
BUNDLE'I İNDİR