Evrim Ağacı -

7 gün önce

​Kedinizin Taşıdığı Parazit, Beyninizi ve Cinsel Dürtülerinizi Nasıl Kontrol Ediyor?

Özgür iradeniz var mı? Yani şu anda bu yazıyı okumayı seçen siz misiniz? Yoksa bu yazıyı okumaya başlamanızdan birkaç saniye, dakika, hatta bir sonsuzluk boyu süre boyunca sizin bu yazıyı seçmenize neden olan bir dizi olaylar silsilesi mi yaşandı? Aldığınız kararların tümünün, tamamıyla kendinize ait olduğunu düşünüyor musunuz? Eğer cevabınız evet ise, şu anda bu yazıyı okuyan her 3 kişiden 1'inin beyninde yaşıyor olan mikroskobik bir hayvanın davranışlarınızı, özellikle de cinsel dürtülerinizi kontrol ediyor olabileceğini söyleseydik, bunu nasıl açıklardınız? Hatta bu parazitin size doğrudan doğruya kediniz tarafından bulaştırıldığını söylesek?

Buradaki yazımızda Einstein'ın özgür irade, daha doğrusu özgür iradenin olmayışı ile ilgili sözleri birçoklarınızı şaşırtmış olabilir. Bu yazımızda özgür irade var mı, yok mu tartışmasına cevap vermeyeceğiz; bu konuyu buradaki yazılarımızdan okuyabilirsiniz. Ancak tüm kararlarınızın ve davranışlarınızın tamamiyle sizin tarafınızdan belirlenmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu yazıda özellikle odaklanmak istediğimiz parazitin adı, Toxoplasma gondii. 1 asır kadar önce keşfedilmiş olan bu protozoanın, yani mikroskobik hayvanın tıp bilimlerindeki önemi son 40 yılda yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Neredeyse tüm sıcak kanlı hayvanlara bulaşabilen bu ilginç parazit, sadece insanlarda değil, diğer hayvanlarda da davranışları değiştirebilmektedir. Hem de ne değiştirme!

Ölümcül Çekim Olgusu: Fareleri Zombileştiren Parazit!
Biyoloji bilmek şart değil. Tom & Jerry çizgi filmlerini izleyen herkes, kediler ile fareler arasındaki rekabeti bilir. Bir fare, normal şartlar altında kedilerden her zaman uzak dururlar. Kediler içinse fare avı adeta eğlenceli bir oyun gibidir. Fareler, kedilerden sadece onları gördüklerinde kaçmazlar; aynı zamanda, hassas koku duyuları sayesinde bir kedinin feromonlarını, yani havada uçuşan koku moleküllerini algıladıkları anda beyinleri korku güdüsünü tetikler ve oradan uzaklaşırlar.

Ancak eğer vücutlarında Toxoplasma gondii varsa... Sıra dışı bir şey yaşanır: Fareler, kedi kokusu duyduklarında, kediden kaçmak yerine, kokuyu takip ederek dosdoğru ona giderler! Adeta avlanmak istiyorlarmış gibi! Çünkü gerçekten yapmak istedikleri budur: Toxoplasma bulaşmış fareler, kedilere av olmak isterler. Paraziti beyninde barındıran fareler kedi kokusu varlığında dopamin azalmasına bağlı olarak korku duymazlar; tam tersine, dopamin salgıları artar ve kokuya karşı merak duyarlar. İşte buna, Ölümcül Çekim Olgusu adını veriyoruz.

İyi de, fareler bunu neden yapıyorlar? Aslında kendileri bunu istemiyor, beyinleri Toxoplasma'nın salgıladığı kimyasal maddeler tarafından yönetiliyor, kontrol ediliyor. Çünkü Toxoplasma'nın yaşam döngüsü, fare gibi bir kemirgende başlayıp, kedi gibi bir konak ile devam eder. Dolayısıyla farelerin hücreler arası ortamında, farelerin korku güdüsünü meraka döndürmeyi başarabilen kimyasalları salgılayan parazitler, yaşamlarını daha kolay sürdürmüşlerdir. Yani evrim, neredeyse kusursuz bir ölüm makinasının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Tabii ki her Toxoplasma, her fareyi, her seferinde, her kediye yönlendiremez. Ancak bunu en iyi başarabilenler daha kolay hayatta kalacak, daha çok üreyecek ve bir sonraki nesil Toxoplasma popülasyonunda kendisini başarılı kılan genleri daha çok aktarmış olacaktır. İşte bu nesilden nesle değişim, evrimin ta kendisidir.

Beyni ele geçirilmiş bir fare, kediye yem olduğunda, Toxoplasma da kolaylıkla kedinin vücuduna geçer. Kediler, oldukça hareketli ve aktif avcılar oldukları için, Toxoplasma için enfes bir konaktırlar. Burada parazit büyür, gelişir, üreme çağına gelir. Vücudu parazitin sporlarıyla dolan kedi, dışkısıyla bu parazitleri etrafa saçar. İşte bu sırada diğer fareler, kuşlar ve benzeri ufak hayvanlar dışkı içindeki besinleri yemeye çalışırken, Toxoplasma'yı da tekrardan vücutlarına alırlar ve döngü böylece devam eder.

Ancak kedilerin etrafında bulunan tek hayvan fareler ve kuşlar değildir. İnsanlar da, son birkaç bin yıldır kediler ile yakın temas halindedir. Hatta sadece kediler de değil, domuzlar ve koyunlar gibi birçok hayvan, kedilerle bir arada yaşamaktadır. Kedi dışkısındaki Toxoplasma, bu evcil hayvanlar aracılığıyla veya doğrudan doğruya kedi dışkısına temas eden veya dışkıyla temas etmiş yemekleri yiyen, suları içen, iyi pişirilmemiş etleri yiyen insanlara bulaşır. 

Toxoplasma Beynimize Neler Yapabilir?
İnsanlara bulaşan Toxoplasma, özellikle de kas ve beyin dokusuna yayılmaya başlar. Burada, çeşitli kimyasallar salgılayarak savunma sistemimizi değiştirir, beynimizdeki kimyasal yolaklara etki eder. Bunun çok sayıda etkisi vardır: Örneğin vücudumuzun enfeksiyonlara karşı verdiği tepkiyi kontrol edebilir, böylece kendisinin savunma sistemince avlanmayacağını garanti eder. Bazı çalışmalarda, IQ Testleri'nde elde edilen sonuçları bile değiştirebilecek kadar güçlü olabileceği tespit edilmiştir. Bunu yapabilme nedeni, hafıza ve bilişsel fonksiyonlarımızı değiştirebiliyor olmasıdır.

Benzer şekilde, psikomotor fonksiyonlarımızı etkileyerek günlük yaşamda nasıl davrandığımızı değiştirebilir. Örneğin 2006 yılında Celal Bayar Üniversitesi'nden Dr. Kor Yereli ve arkadaşları tarafından Türkiye'de yapılan bir çalışmada, trafik kazalarına karışan sürücülerin beyinlerinde daha yüksek Toxoplasma parazitine rastlanmıştır. Tabii ki kazaların birçok nedeni olabilir; ancak yaş gibi diğer faktörler gözetildiğinde bile Toxoplasma'nın bu kazalarda rolü olabileceği görülmüştür. Parazitin beynimizi etkiliyor olmasından ötürü şizofreni ve bipolar bozukluk ile ilişkili olabileceğini gösteren araştırmalar da mevcut; ancak bu konu biraz daha tartışmalı olduğu için bu yazıda detaylarına girmeyeceğiz. 

Cinselliğimizi Kontrol Eden Parazit!
Fakat parazitin yapabildiği bir diğer şey, testosteron gibi cinsellikle ilişkili hormonlarımızın salgı miktarını ve zamanını değiştirmek! Bu, insanlarda sadece libidoyu, yani cinsel dürtüleri ve cinsel istek miktarını doğrudan değiştirmekle kalmıyor; aynı zamanda bazı çalışmalar, parazitin sadomazoşizm gibi cinsel fantezilere olan eğilimimizi de değiştirdiğini de gösteriyor! Bir diğer deyişle Toxoplasma, bizlerin cinsel faaliyetlerini doğrudan yönlendirebiliyor!

Tabii ki parazitin amacı bizi Grinin 50 Tonu'na çevirmek değil. Parazitin amacı, üreme döngümüzü kontrol ederek daha çok ürememizi sağlamak; çünkü bu parazit bireyden bireye ve anneden yavruya aktarılabiliyor. Ayrıca testosteron gibi steroid hormonların salgısı artınca, savunma sisteminin zayıfladığı da biliniyor. Böylece parazit daha kolay hayatta kalabiliyor. Yani Toxoplasma'nın tek yaptığı, diğer hayvanlarda kendi üreme döngüsünü garantiye alacak değişimler yaratmak... Ancak bu değişimlerin konaklarda da baş döndürücü etkileri oluyor. Örneğin bu parazitin beynimizde yarattığı etkilerin ağır depresyon, intihar, yıkıcı kişilik değişimleri, özdenetim mekanizmalarını bozma gibi etkileri olduğu düşünülüyor. Bazı uzmanlar, Toxoplasma'nın yarattığı etkilerin yılda 1 milyon kişinin ölümüyle sonuçlandığını, yani sıtma paraziti kadar tehlikeli olduğunu söylüyor.

Risk Ne Kadar Büyük?
Açıkçası bu etkilerin ne düzeyde olduğu ve ne kadar gerçek olduğu da halen tartışılıyor. Her ne kadar Toxoplasma'nın bu etkilerine yönelik yüzlerce makale bulunuyor olsa da, daha fazla araştırma ortaya çıkıp, daha büyük istatistiki çalışmalar yapıldıkça, bu etkilerden en azından birkaç tanesinin hatalı tespit edilmiş olabileceğini düşündüren sonuçlara ulaşıyoruz.

Örneğin belki de çeşitli psikolojik rahatsızlıklara sahip olan kişiler bir evcil hayvan, özellikle de bakımı nispeten kolay olan kedi sahibi olmaya daha meyillidir ve bu nedenle vücutlarında Toxoplasma bulundurma ihtimalleri de daha yüksektir - yani belki de zihinsel sorunlarına neden olan şey parazit değildir? Bu nedenle kesin bir kanıya varmak için henüz erken. Fakat bilim insanları, tüm bu bariz olan ve olmayan olasılıkları göz önünde bulundurarak bu parazitin insanlar ve diğer hayvan türleri üzerindeki etkisini anlamaya çalışıyorlar.

Ancak net olarak bildiğiğimiz bir şey var: Diğer tüm hayvanlarla, özellikle de omurgalı hayvanlarla paylaştığımız ortak köken, vücutlarımızdaki hormonların çalışma prensiplerinin de ayırt edilemeyecek kadar benzer olmasına neden oluyor. Dahası, özgür irade olarak algıladığımız bilincimizin büyük bir kısmı, bu hormonların kölesi olarak, adeta bir makina gibi çalıştığı için, bu hormonlar üzerine etki edebilen her kuvvet, insanın o karmaşık zihnini de yönlendirebiliyor. Bu sayede vahşi hayvanların beyinlerini kontrol edebilecek biçimde evrimleşen parazitler, insana bulaştıklarında insan beynini de kontrol edebiliyor.

Sonuç
İrademiz var mı, varsa özgür mü, bunlar milenyumlardır tartışılan konular ve sinirbilim geliştikçe, cevaba da daha fazla yaklaşıyoruz. Ancak en azından Toxoplasma gibi parazitlerin varlığı, özgür bir irademiz varsa da onun mutlak olarak, her an özgür olamayacağını ispatlıyor. Hele ki bazı bölgelerde bu parazitin bulaştığı popülasyonun oranı %95'i aşmış haldeyken (örneğin Brezilya'da üst sosyoekonomik seviyedeki kişilerde bile parazitin görülme sıklığı %23, orta sınıfta %62, alt sınıfta ise %84'ün üzerindedir)!

Beynimiz hormonlara muhtaç oldukça ve evrim, hayatta kalma ve üreme mücadelesi üzerinden dönmeye devam ettikçe, bu hormonları kontrol edebilen parazitler var olacak. Bu mikroskobik canlılar, milenyumlardır kendini her türden üstün gören Homo sapiens'i, adeta bir seks oyuncağı olarak kullanıp, eski ve kirli bir peçete gibi atıp, yoluna devam edecek...
 

KAYNAĞI GÖR

Türkiye’nin en sevilen haber uygulaması Bundle’ı indirin, hiçbir gelişmeyi kaçırmayın!
BUNDLE'I İNDİR